Bakan Gül: ‘Yeni bir anayasa yarınlarımıza, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras olacaktır’

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından düzenlenen TOBB UYUM Arabuluculuk ve Uyuşmazlık Çözüm Merkezi’nin açılış törenine katıldı. Bakan Gül, törende yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan yargı reformu çerçevesinde ‘Yargı Reformu Strateji Belgesi’ ve geçen hafta açıklanan ‘İnsan Hakları Eylem Planı’nın tüm amacının daha güçlü bir demokrasi ve daha adil bir yargı sistemi, özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye amacını gerçekleştirmek olduğunu belirtti.

Tüm bu çerçeveler içerisinde bakıldığında özellikle ekonomi hayatını, çalışma hayatını ilgilendiren bazı başlıklara da kısaca değineceğini belirten Bakan Gül, şunları kaydetti:

“Özellikle kamu ihalelerinde rekabetin sağlanması ve şeffaflığın artırılması amacıyla kamu ihale mevzuatını gözden geçireceğiz. Bu amaca yönelik eksiklikleri ortadan kaldıracağız. AB’nin doğrudan yabancı yatırımları izlemesi hakkında çerçeve kararına uyumlu düzenlemeler yapacağız. Sözleşme ve teşebbüs hürriyetine ilişkin mevzuat ve uygulamalar öngörülebilirlik, kazanışmış hakların korunması ve şeffaflık ilkeleri temelinde gözden geçirilecek ve bu ilkelere aykırılığı tespit edilen mevzuat hükümleri yürürlükten kaldırılacaktır. Sözleşme yapıyorsun güvenerek ama o sözleşmenin ilkelerini ortadan kaldıracak bir başka mevzuat da ortadan kaldırılırsa, sözleşmeye güven kalmazsa orada yatırım yapma imkanı olmaz, hukuka güven kalmaz. Yine Türk Ticari Kanunu’nda yer alan tasfiye hükümlerini basitleştireceğiz. Bu süreci de sadeleştireceğiz. Ticari sırların bütün yönleri ile düzenlendiği, korunduğu düzenlemeleri tekrar gözden geçireceğiz. Kamulaştırmasız el atma davalarının öncelikle görülmesini sağlayacağız. Bu davaları da yine yargılanmasına ilişkin düzenlemeler yapacağız. Ayrıcaalilikler nezdinde de bir idari başvuru mekanizması getireceğiz. Gayrimenkul satış sözleşmelerinin noterler tarafından yapılmasına da imkan sağlayacağız. Yani vatandaşımızın işini kolaylaştırıyorsa hukuk, hukuk var demektir. Ama zorlaştıralım, önüne bir bariyer koyalım derseniz bu da hukuk olur ama zorlaştırıcı hukuk olur. Biz kolaylaştırsın istiyoruz. O yüzden tüm noterlerimiz cumartesi, pazar çalışma konusunda yine bu reformlar çerçevesinde yaptık. Şimdi aracını alıyor satıyor, çoluğu çocuğu ile gidip bu işlemi yaparken şimdi bu işlemi daha da canlandıracak. Gayrimenkule bakacak, tapuyu cumartesi günü, pazar günü gidip noterden tapusunu eşiyle, ailesiyle, çoluğu ile çocuğu ile bu işlemi yapabilecek. Tüm amacımız ekonomik şartları daha iyi korusun, vatandaşımızın refah düzeyi artsın, hukuk kolaylaştırıcı olsun. İşte bu çerçevede yine çalışmalarımızı da ayrıca sürdüreceğiz”

‘Dijital çağdayız; varsa bir şey idare kabul etmiyorsa da kabul ediyorsa da 30 günde yapsın’

Yargı alanında yapılacak reformlar doğrultusunda vergi suçunu her yıl için tek suç olarak kabul edecek bir düzenlemeyi yapacaklarını aktaran Bakan Gül, “Dört yıl sonra müfettiş inceleme yapıyor, dört yıl ayrı ayrı ceza veriyor, bunun yerine zincirleme suç olarak değerlendirilmesi daha doğru ve adil olur kanaatini buradan paylaşıyoruz. İdareye müracaat edildiğinde süre 60 gün. 60 gün içerisinde vatandaşa cevap verilecek. Niye 60 gün? 2023’e geldik, yeni yüzyılına giriyoruz artık cumhuriyetimizin. Dijital çağdayız; teknoloji gelişmiş, varsa bir şey idare kabul etmiyorsa da kabul ediyorsa da 30 günde yapsın. Vatandaşımız daha kolay erişsin diye 30 güne indirecek düzenlemeler yapıyoruz. Daha da önemlisi, bu arabuluculuk alternatif çözüm yolları çok çağdaş yöntemler ve bunu da bakanlığımızla çok önemli adımlarını atıyoruz. İşçi ve işveren arasında arabuluculuk gibi vatandaşla devlet arasında da arabuluculuk sistemini kuracağız” şeklinde konuştu.
Bakan Gül, tüm çabalarının hukukun öngörülebilir olması, yargının hızlı hali ve etkin işlemesi, adalete erişmesinin kolaylaştırılmasının temel hedefi olduğunu belirtti. Gül ayrıca özellikle hukuk devleti niteliğinin, hukukun üstünlüğünün daha geliştirilmesinin reform anlayışının temelinde yer aldığını aktardı. Gül, geleceğin Türkiye’sinde hukukun, adaletin ve özgürlüklerin çıtasının hep daha yükseğe taşınması ve bütün yolların bu anlamda tam demokrasiye çıkmasının hukukun üstünlüğüne güven veren adalete bağlanmasının esas olduğunu söyledi.

‘Hukuk güvenli oldukça ekonomide güvenlik daha da belirleyici olacaktır’

Bakan Gül, demokratik ortamın, erişilebilir adalet sisteminin de yine bu düzeye ulaşmasının ekonomik kalkınma ile sosyal gelişme ile de doğrudan ilgili olduğunu anlatarak, “Üreten, insanımıza iş ve istihdam oluşturan bir ekonominin vazgeçilmez şartı hukuki öngörülebilirliktir. Hukuk güvenli oldukça ekonomide güvenlik daha da belirleyici olacaktır. Dolayısıyla tüm bu çerçevelediğimiz amaçlarımız ve yarın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanacak ekonomik reformların temel yaklaşımında işte bu mana, bu anlayış, bu hedef yer almaktadır. Hukuk ve ekonomi birbirini tamamlayan iki önemli çalışma alanıdır. İster yerli, ister yabancı yatırımcı olsun, yatırımların sürdürülebilir olması, öngörülebilir sonuçları önceden kestirilebilir bir hukuk pratiğinin varlığına ihtiyaç duymaktadır. İşte tüm bu çalışmalarımızda da bu amacı gerçekleştirmeyi hepimiz sağlıyoruz” açıklamasında bulundu.

‘Özünde milletin iradesi olan yeni bir anayasa yarınlarımıza, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras olacaktır’

Bakan Gül, en önemli gündemlerinden birinin de yeni ve sivil anayasa olduğuna dikkati çekerek, “Özünde milletin iradesi olan yeni bir anayasa yarınlarımıza, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras olacaktır. Milletimiz Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına giderken daha özgürlükçü ve tamamen milletimizin iradesiyle yapılmış bir sivil anayasaya kavuşmayı hak etmektedir. Sivil anayasa, yeni anayasa milletimizin yeni yüzyıla girerken hak ettiği bir sonuç olmaktadır. Bu konu Türk siyasetine milletimizin bir ödevidir. İnsan hak ve özgürlüklerinin bu söylediğimiz tüm reformların da güvencesi ve teminatı olacak, bunun çıtasını oluşturacak olan yeni anayasadır. Türk siyaseti de, milletimiz de bu ödevi yerine getirecektir. Toplumsal sözleşme olan, anayasaların toplumun her kesiminde rengini, kokusunu ve iradesini vererek oluşturduğu bir anayasayı hepimiz hedefliyoruz. Özellikle TOBB’un geçmiş dönemde de yeni sivil anayasa konusunda yapmış olduğu katkıları hepimiz biliyoruz. Bu vesileyle burada da ifade etmemin ana sebebi, bu konunun 83 milyonun ortak amacı olduğudur. Ve sivil toplum kuruluşlarının, TOBB gibi ülkemizin önemli kuruluşlarının da yeni anayasaya bu süreçte katkı vermesinin önemi. Ben bu çalışmalara öncülük edeceğine de yine inanıyorum. 2023’te yeni yüzyıla yeni sivil anayasa ile gireceğimize olan inancımız da, Türkiye’de herkesin işte bu benim anayasam diyeceği, doğunun da, batının da, kuzeyin de, güneyin de; 83 milyonun sahipleneceği bir anayasayı milletimiz hak etmektedir. Türk siyaseti de bu beklentiyi yerine getirecek güçtedir” diye konuştu.

‘(Arabuluculuk) Sistemin başarı oranı yüzde 69’dur’

Arabuluculuğun alternatif çözüm yollarına değinen Bakan Gül, “Özellikle 2013 yılında ihtiyari arabuluculuk çerçevesinde başlayan, 2018’de zorunlu dava şartı olarak ortaya konan, sonra ticari davalarda, daha sonra da tüketici uyuşmazlıklarında yine yürürlüğe koyduğumuz bir çalışma. Özellikle tüm bu çalışmalara bakıldığında dava şartı kapsamında 1 milyon 45 bin 407 başvurunun 631 bin 175’i, ticari uyuşmazlıklarda yine 278 bin 315 başvurunun 148 bin 682si, tüketici uyuşmazlıklarında geçtiğimiz yıl başladı 32 bin 884 başvurunun 18 bin 799’u anlaşma ile sonuçlanmıştır. Bugüne kadar toplamda arabuluculuk uygulaması kapsamında 1 milyon 807 bin 173 dosyadan 1 milyon 240 bin 3’ünde anlaşma sağlanmıştır. Sistemin başarı oranı yüzde 69’dur” dedi.

‘Biz kavga, çatışma değil, uzlaşı, kucaklayarak, meseleleri çözme iradesine sahip bir milletiz’

Türk milletinin çatışma değil, uzlaşı ve kucaklaşma iradesine sahip olduğunun altını çizen Bakan Gül, “Yani burada 1 milyonun üzerinde dosya mahkemelerle değil, iki taraf oturarak, helalleşerek, hakkını helal et, helal olsun diyerek, kucaklaşarak işçi-işveren, iş adamı-tüketici anlaşarak bu ihtilafı çözmüştür. Bu ülkemizin aslında yine ne kadar uzlaşı kültürüne sahip olduğunu göstermektedir. Ahilik geleneğimiz 800 yıllık geleneğimizdir. İşte TOBB’un da bugün temsil etmeye çalıştığı bu gelenek aslında bizim toplumda var olan uyuşma, uzlaşma, arabuluculuk kültürümüzün toplumun içinde ne kadar yer aldığını göstermektedir. Biz kavga, çatışma değil, uzlaşı, kucaklayarak meseleleri çözme iradesine sahip bir milletiz. İşte bunun da örneklerini burada görmekten çok memnuniyet duymaktayım. Özellikle arabuluculuk uygulamalarının başarıya daha çok ulaşması konusunda TOBB gibi paydaşların büyük bir katkısı var. Bu hususlarda önemli başarılar almış olmamız bizi bundan sonraki ihtilaflarda da arabuluculuk yoluna başvurmamız konusunda cesaretlenmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Resmi Gazete’de yayımlanan Singapur Sözleşmesi’ne de değinen Gül, “O sözleşmede de Amerika’da yapılan bir arabuluculuk anlaşması Türkiye’deki mahkemelerde geçerli olacak. Yani bizim Ankara’da, İstanbul’da bir iş adamımız Çinli bir iş adamı ile arabuluculuk sözleşmesi yaptı Çin’de, bizim Ankara ve İstanbul Mahkemeleri bunu kabul edecek. Ya da burada bir yatırımcı ile Amerikalı bir iş adamı ile arabuluculuk merkezinde burada bir sözleşme yapıldı bu Uyum Merkezi’ni açacağımız yerde, bunu Amerika, New York mahkemeleri kabul ediyor hale gelecek. Bu anlamda uluslararası düzeyde de ihtilafları çözecek çalışmalarımızı hep birlikte yapıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın her zaman söylediği gibi bu ülkede taş üstüne taş koyan herkesin başımızın üstünde yeri var” ifadelerini kullandı.

Mustafa Cenik – Erdinç Türkcan
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir